Komadaki ya da bilinci kapalı eşe karşı boşanma davası açılabilir mi? Boşanma sebebi, ayırt etme gücü, kısıtlama, vasi veya kayyım atanması ve dava sürecini öğrenin.
Kısaca
- Eşin komada olması kanunda ayrı bir boşanma sebebi olarak sayılmamıştır; boşanma için genel veya özel bir sebebin ispatlanması gerekir.
- Akıl hastalığı sebebiyle boşanma (TMK m. 165) ancak hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi hâlinde mümkündür.
- Ayırt etme gücü bulunmayan davalı eş davada kanuni temsilcisi tarafından temsil edilir; temsilci yoksa vesayet makamından vasi veya kayyım atanması gerekir (HMK m. 52, TMK m. 403, 426).
- Davacı eşin menfaati komadaki eşin menfaatiyle çatıştığından, bu davada komadaki eşi temsil edecek kişi davacı eş olamaz; çatışan işte temsil kayyımı atanır (TMK m. 418/3, 426/2).
- Bilinci kapalı eşin bizzat dinlenmesi mümkün olmadığından anlaşmalı boşanma yolu kapalıdır (TMK m. 166/3).
Bir kaza, ameliyat ya da ağır hastalık sonrası eşinin bilinci kapalı olan kişi, evlilik hukuken sürerken kendisini çaresiz hisseder. Hem aile geçimini hem de hastanın bakımını bir başına yürütür; bazen de evliliğin sürmesi artık mümkün değildir. “Komadaki eşimle boşanmak istersem ne olur?” sorusunun hukuki cevabı iki katmanlıdır. Birincisi, koma tek başına kanunda ayrı bir boşanma sebebi değildir; dava için genel veya özel bir sebebin ispatı gerekir. İkincisi, davalı eş ayırt etme gücüne sahip olmadığından, davanın yürütülebilmesi için onun yerine bir kanuni temsilcinin, yani vasinin veya kayyımın bulunması gerekir.
Koma neden kendi başına boşanma sebebi sayılmaz?
Medeni Kanun’un sayma yoluyla belirlediği özel boşanma sebepleri zina, hayata kast ve pek kötü veya onur kırıcı davranış, küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığıdır (TMK m. 161-165). Hastalık, bakım ihtiyacı ya da uzun süreli yatağa bağımlılık bu listede ayrı bir madde olarak yer almaz. Kanun, evlilik birliğinde eşlerin birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorunda olduğunu söylerken (TMK m. 185) ağır hastalığın eşler arasında bir bakım ve dayanışma ilişkisini gerektirdiğini de örtük olarak kabul eder.
Bu nedenle komadaki eşe karşı boşanma davasında hâkimin önüne gelen ilk soru, hangi sebebe dayanıldığıdır.
Akıl hastalığı sebebi (TMK m. 165) komayı kapsar mı?
TMK m. 165’e göre eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir. Kanun “akıl hastalığı” demektedir. Koma ise tıbbi olarak bilinç düzeyinin kapanması durumudur; psikiyatrik anlamda bir akıl hastalığıyla aynı şey değildir. Komanın ya da kalıcı bilinç kaybının 165’in kapsamına girip girmediği, düzenlemenin dili nedeniyle tartışmalıdır ve her dosyada rapor ile hâkimin değerlendirmesine bağlıdır. Sürekli bilinç kaybı bulunan bir eşin ortak hayatı sürdürme yeteneğinden yoksun olduğu iddiası, bazı dosyalarda 165’e dayandırılabilir; başka dosyalarda aynı olgu 166 çerçevesinde değerlendirilebilir.
Akıl hastalığı sebebiyle boşanmanın şartlarını ayrıca akıl hastalığı nedeniyle boşanma yazısında ele aldık.
Genel sebep: evlilik birliğinin temelinden sarsılması
TMK m. 166/1, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılması hâlinde eşlerden her birine boşanma davası açma hakkı verir. Komadaki eş bakımından bu madde tartışmalıdır, çünkü sarsılma çoğu zaman eşlerin davranışlarından doğar; hasta eşin yatağa bağımlılığı onun bir davranışı değildir. Bu nedenle hâkim, dosyada sarsılmanın gerçekten evlilik birliğinin kendisini çözdüğünü, yalnızca hastalık sebebiyle yaşanan zorluğu değil, evlilikteki ilişkinin bütününü gösteren olayları arar. Kanunun “kusur” değil “ortak hayatın sürdürülememesi” üzerine kurulu olması, davacıya genel sebep yolunu açık bırakır; ama davacının kusuru daha ağırsa davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır (TMK m. 166/2) ve bu hakkı hasta eş adına kanuni temsilcisi kullanır.
Sürekli bilinç kapalılığı sırasında ortak hayatın zaten fiilen mümkün olmadığı düşünülebilir. Yine de hâkim, hastanın bakımını kimin üstlendiğini, ailenin hastaya nasıl davrandığını ve evlilik birliğinin hastalıktan önceki durumunu da değerlendirir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma yazısı bu ölçütleri daha ayrıntılı anlatıyor.
Davalı eşin temsili: ayırt etme gücü bulunmayan kişi nasıl taraf olur?
Ayırt etme gücü bulunmayanların fiil ehliyeti yoktur (TMK m. 14) ve ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere hukukî sonuç doğurmaz (TMK m. 15). Komadaki kişi dava dilekçesini alamaz, vekâlet veremez, bir şey söyleyemez. HMK m. 51 dava ehliyetini medeni hakları kullanma ehliyetine bağlar; medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar ise davada kanuni temsilcileri tarafından temsil edilir (HMK m. 52). Taraf ve dava ehliyeti ile kanuni temsilde temsilcinin gerekli niteliğe sahip olması bir dava şartıdır (HMK m. 114) ve mahkeme bunu davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır (HMK m. 115).
Komadaki eşin daha önce kısıtlanmış ve ona bir vasi atanmış olması mümkündür. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken her ergin kısıtlanır (TMK m. 405); ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemeyen kişi de kısıtlanmasını isteyebilir (TMK m. 408). Komadaki bir kişi kendisi isteyemeyeceğinden, yakınlarının ya da ilgililerin başvurusu ve mahkemenin kararı gerekir. Vasi, vesayet altındaki kişiyi bütün hukukî işlemlerinde temsil eder (TMK m. 448). Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir; vesayet işlerinde yetki kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir (TMK m. 397, 411).
Kısıtlama ve vasi atama süreci için kısıtlama kararı nedir ve vesayet ve vasi atanması yazıları ayrıntılı bilgi verir.
Davacı eş aynı zamanda vasi olabilir mi?
Burada kanun şunu söyler: menfaati vesayet altına alınacak kişinin menfaati ile önemli ölçüde çatışanlar veya onunla aralarında düşmanlık bulunanlar vasi olamaz (TMK m. 418/3). Boşanma davasını açan eşin menfaati, davalı eşin menfaatiyle doğal olarak çatışır. Bu nedenle davacı eşin aynı kişi için vasi olarak aynı davada davalı tarafı temsil etmesi hukuken uygun değildir. Böyle durumlarda vesayet makamı, yasal temsilcinin menfaati ile kısıtlının menfaati çatışıyorsa temsil kayyımı atar (TMK m. 426/2); ergin bir kişi hastalığı ya da benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi göremiyorsa ve temsilci atayamıyorsa da yine temsil kayyımı atanabilir (TMK m. 426/1). Vasinin hükümleri aksi belirtilmedikçe kayyım için de uygulanır (TMK m. 403/3).
Atanan vasi veya kayyım, davalı adına cevap verir, delil bildirir ve hasta eşin menfaatlerini savunur. Vasinin dava açma, sulh olma gibi işlemleri için vesayet makamının izni gerekir (TMK m. 462/8); acele hâllerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklıdır.
Dava sırasında geçici önlemler ve mal yönetimi
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır (TMK m. 169). Komadaki eşin tedavi masrafları, bakımı ve geliri yönetilirken bu önlemler kritik olabilir. Evlilik birliğinin korunmasına ilişkin hükümler de yardımcı olur: eşin hastalığı sebebiyle rızası alınamıyorsa ve gecikmede sakınca varsa, diğer eş ailenin ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil edebilir (TMK m. 188). Eşlerden biri, ortak hayat yüzünden kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir; birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim parasal katkıya ve mal yönetimine ilişkin önlemleri alır (TMK m. 197); ailenin ekonomik varlığının korunması gerektiği ölçüde tasarruf yetkisini sınırlayabilir (TMK m. 199).
Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168). Hasta bir hastanede ya da bakım merkezinde yatıyorsa, sağlık veya bakım kurumuna konulma yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz (TMK m. 22); vesayet altındaki kişinin yerleşim yeri ise bağlı olduğu vesayet makamının bulunduğu yerdir (TMK m. 21/2). Hangi adresin esas alınacağı bu kurallara göre ayrıca incelenmelidir.
Anlaşmalı boşanma neden mümkün değildir?
Evlilik en az bir yıl sürmüşse eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesiyle boşanma kolaylaşır. Ancak hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi şarttır (TMK m. 166/3). Komadaki eşin iradesi açıklanamaz; vasi ya da kayyım bu şahsi irade beyanının yerini tutmaz. Bu nedenle anlaşmalı boşanma yolu bu tür dosyalarda kullanılamaz ve dava çekişmeli yürür.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: Hakan, eşi Gülay’ın trafik kazası sonrası on sekiz aydır yoğun bakım ve bakım merkezi arasında bilinci kapalı yattığını anlatıyor. Gülay’ın ailesi bakımı yürütüyor, Hakan ise ayrılmış durumda ve boşanmak istiyor. Önce Hakan’ın hangi sebebe dayanacağı belirlenir; kaza öncesi evlilik durumu, ayrılıkla ilgili olaylar ve sağlık kurulu raporu incelenir. Gülay adına vasi atanmamışsa, Hakan’ın vasi olması çıkar çatışması nedeniyle mümkün olmaz; Gülay’ın yakınları vesayet makamına başvurur ve vasi veya kayyım atanır. Atanan temsilci cevap verir ve Gülay’ın tedavi masraflarını, geliri ve mallarını korur. Hâkim kusur, evlilik birliğinin sarsılması, nafaka ve tazminat taleplerini bu bütünde değerlendirir. Böyle bir davanın sonucunu önceden söylemek mümkün değildir.
Mali sonuçlar: tazminat, nafaka ve mal rejimi
Boşanma kararı çıkarsa, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf maddî tazminat isteyebilir; kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf kusurlu eşten manevî tazminat isteyebilir (TMK m. 174). Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan taraf yoksulluk nafakası da isteyebilir (TMK m. 175). Komadaki eşin hastalığı tek başına kusur sayılmaz; ancak hastalıktan önceki davranışları dosyada ileri sürülmüşse bunlar da tartılır. Hâkim değerlendirmeyi iki eşin davranışları ve olaylar üzerinden yapar.
Yoksulluk nafakası bakımından Anayasa Mahkemesi Haziran 2026’da TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiştir; iptal hükmü kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek, bu süre içinde yasama düzenlemesi beklenmektedir. O zamana kadar mevcut hüküm uygulanır.
Sık yapılan hatalar
İlk hata, komadaki eş adına aileden biri vekâlet verdiğini düşünerek vasi atanmadan dava yürütmektir; vasi ya da kayyım yoksa dava şartı eksik kalır. İkinci hata, davacı eşin aynı zamanda vasi olarak davranmaya çalışmasıdır. Üçüncü hata, hastanın bakım masraflarını ve gelirini dava öncesi ve sırasında kayıt altına almamak; bu kayıtlar geçici önlem taleplerinde işe yarar. Dördüncü hata, hastalığın sürdüğü süre içinde evlilik ilişkisinin durumunu gösteren delilleri, mesajları, ortak masrafları ve ziyaret kayıtlarını toplamamaktır.
Sürece girmeden önce ayrıca evlilik birliğinin korunması ve hâkim müdahalesi hükümlerine bakmak ve ayrı yaşamanın mümkün olup olmadığını değerlendirmek yararlı olabilir.
Dosyanızı birlikte değerlendirelim
Komadaki ya da bilinci kapalı bir eşle ilgili dava, hem tıbbi hem hukuki hem de insani boyutu olan zor bir süreçtir. Hangi sebebe dayanılacağı, vasi veya kayyım atanıp atanmadığı ve mali durumun nasıl korunacağı, her dosyada ayrı değerlendirilir. Durumunuzu telefonla anlatmak ya da WhatsApp’tan yazmak için iletişim sayfasına bakabilirsiniz. Büro, aile hukuku kapsamında dosyanızı inceleyerek izlenecek yolu anlatır. Geçici önlemler hakkında genel bilgi için boşanma davasında geçici önlemler yazısı yararlı olur.
Sık sorulan sorular
Eşim komadaysa ondan boşanabilir miyim?
Koma tek başına kanunda sayılmış bir boşanma sebebi değildir. Boşanma için TMK m. 161-165’teki özel sebeplerden birinin ya da TMK m. 166’daki evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebinin ispatlanması gerekir. Hastalığın geçme olanağı bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmişse akıl hastalığı sebebi tartışılabilir; komanın bu madde kapsamına girip girmediğini hâkim somut dosyada değerlendirir.
Komadaki eşe karşı açılan davada kim savunma yapar?
Ayırt etme gücü bulunmayan davalı, davada kanuni temsilcisi tarafından temsil edilir (HMK m. 52). Eşin vasisi yoksa ya da vasinin menfaati çatışıyorsa vesayet makamı vasi veya temsil kayyımı atar (TMK m. 403, 419, 426). Atama yapılmadan dava sağlıklı biçimde yürümez.
Ben eşimin vasisi olarak aynı zamanda ona karşı boşanma davası açabilir miyim?
Hayır. Bu dava bakımından menfaatler çatışır; bir işte yasal temsilcinin menfaati ile kısıtlının menfaati çatışıyorsa temsil kayyımı atanır (TMK m. 426/2). Ayrıca menfaati vesayet altına alınacak kişinin menfaati ile önemli ölçüde çatışanlar vasi olamaz (TMK m. 418/3).
Bilinci kapalı eşle anlaşmalı boşanma olur mu?
Hayır. Anlaşmalı boşanmada hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi şarttır (TMK m. 166/3). Komadaki eşin iradesi açıklanamayacağından bu yol kullanılamaz.
Boşanma davası sürerken komadaki eşin bakımı ve masrafları kime düşer?
Dava devam ederken hâkim eşlerin barınmasına, geçimine ve mallarının yönetimine ilişkin geçici önlemleri re’sen alır (TMK m. 169). Evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirine yardımcı olma yükümlülüğü de sürer (TMK m. 185). Masrafların kimden ve ne kadar karşılanacağı dosyadaki mali duruma göre belirlenir.
Dayanak mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 14, 15, 21, 22, 165, 166, 168, 174, 175, 169, 185
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 188, 197, 199
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 397, 403, 405, 408, 411, 418, 419, 426, 448, 462
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 51, 52, 114, 115
Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.