Boşanma davasında çocuk tanık gösterilebilir mi? Çekinme hakkı, yeminsiz dinleme ve çocuğun tanık yerine görüşünün alınması kanun maddeleriyle açıklanıyor.
Kısaca
- Çocuk davada taraf olmadığı için kâğıt üzerinde tanık gösterilebilir; ama tarafın altsoyu olduğundan tanıklıktan çekinme hakkı vardır (HMK m. 240, 248).
- On beş yaşını bitirmemiş çocuk yeminsiz dinlenir; beyanının ağırlığını hâkim dosyanın bütününe göre takdir eder (HMK m. 257).
- Velayet bakımından çocuğun düşüncesini almak tanıklıktan farklıdır: amaç çocuğu bir tarafın lehine ya da aleyhine ifade vermeye zorlamak değil, görüşünü ve ihtiyacını anlamaktır (TMK m. 339/3).
- Aile mahkemeleri psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanabilir; mahkeme çocuğun durumunu anlamak için bu uzmanlardan araştırma, inceleme ve görüş isteyebilir (4787 sayılı Kanun m. 5).
- Çocuğu ebeveynlerden birinin lehine tanık yapmak çocuğa zarar verebilir ve dosyada kendi aleyhinize yorumlanabilir.
Boşanma davası çocuğun gözü önünde yaşanan bir şeydir, ama çocuk davanın tarafı değildir. Bu fark, “Çocuk bir şey gördüyse tanık olsun” düşüncesini cazip kılar. Kanun açısından cevap iki parçalıdır. Çocuk, davada taraf olmayan biri olarak kâğıt üzerinde tanık gösterilebilir; ancak tarafın altsoyu olduğu için tanıklıktan çekinebilir; üstelik onu iki ebeveyn arasında ifade vermeye çağırmak çocuğa ağır bir yük bindirir. Velayet bakımından ise çocuğun düşüncesinin alınması tanıklıktan farklı bir iştir: amaç ebeveynin iddiasını kanıtlamak değil, çocuğu anlamaktır.
Çocuk tanık gösterilebilir mi?
Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir (HMK m. 240). Boşanma davasında tarafların eş olduğu düşünülürse, çocuk bu anlamda taraf değildir. Dolayısıyla kanun metninde çocuğun tanık gösterilmesini baştan yasaklayan bir hüküm yoktur.
Fakat bu, çocuğun tanık gösterilmesinin uygun olduğu anlamına gelmez. İki sebebi var:
- Kanun çocuğa, tarafların altsoyu sıfatıyla çekinme hakkı tanır (HMK m. 248). Çocuk “babamın/annemin aleyhine konuşmak istemiyorum” diyebilir ve bu hakkı hâkim kendisine hatırlatır (HMK m. 247/2).
- Çocuğun bir ebeveynin lehine ya da aleyhine ifade vermesi, onu iki taraf arasında sıkıştırır. Bu yüzden çocuğun tanık olarak değil, görüşünün ayrıca alınması yoluyla dinlenmesi tercih edilir.
Bunun anlamı şudur: kâğıt üzerinde mümkün olan bir yol, dosyanızda sizi zora sokabilecek bir yoldur.
Çekinme hakkı ve kapsamı
Tanıklıktan çekinme hakkını kullanabilecek kişiler arasında taraflardan birinin altsoyu açıkça sayılmıştır (HMK m. 248/1-c). Aynı madde evlilik bağı ortadan kalkmış olsa da iki taraftan birinin eşine, üçüncü dereceye kadar kan hısımlarına ve kayın hısımlarına çekinme hakkı tanır. Çocuk bu hakkı kullanırsa, beyanı alınmaz.
Çekinme hakkı bakımından bir ayrım daha var: beyanı kendisine veya yakınlarından birine doğrudan maddi zarar verecek, şeref ve itibarını zedeleyecek ya da ceza soruşturmasına yol açacak ise de tanık çekinebilir (HMK m. 250). Çocuğun anlatacağı olay ebeveynlerinden biri hakkında ceza soruşturmasına yol açacaksa ya da şeref ve itibarını zedeleyecekse, bu hüküm de gündeme gelebilir. Kişisel nedenle çekinme hakkı (HMK m. 248) bulunan tanığa hâkim bu hakkı önceden hatırlatır (HMK m. 247/2).
On beş yaşın altındaki çocuk: yeminsiz dinleme
On beş yaşını bitirmemiş kişiler, yeminsiz dinlenir (HMK m. 257). Yeminin niteliğini kavrayamayacak derecede ayırt etme gücü bulunmayanlar da yeminsiz dinlenir. Çocuğun anlatımının hükme ne kadar etki edeceğini hâkim, delilleri serbestçe değerlendirme yetkisi içinde dosyanın bütününe bakarak belirler.
Tanığın doğruluğuna güven duyulması için hâkim, dinleme sırasında önce adını, doğum tarihini, taraflarla akrabalığını ve güvenini etkileyebilecek bir durumu olup olmadığını sorar (HMK m. 254). Çocuk bakımından bu sorular, çocuğun taraflardan biriyle ana-baba bağını ortaya koyar; bu bilgi ifadenin güvenilirliği tartılırken hesaba katılır.
Çocuğun görüşü almak ile tanık dinlemek arasındaki fark
Tanık, bir olguyu anlatan ve bu olgu ispatı için kullanılan kişidir. Çocuğun görüşünü almak ise farklı bir işlemdir. Kanun, ana ve babanın çocuğa olgunluğu ölçüsünde hayatını düzenleme olanağı tanımasını ve önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutmasını ister (TMK m. 339/3). Mahkeme de boşanma veya ayrılığa karar verirken ana ve babanın haklarını ve çocukla ilişkilerini düzenler (TMK m. 182).
Çocuğun görüşünü alma işleminde hedef, çocuğun hayatını, duygusunu ve ihtiyaçlarını anlamaktır. Hangi ebeveyni seçtiği değil, hangi ortamda güvende hissettiği önemlidir. Aile mahkemelerinde görev yapan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılar mahkemenin istediği konularda araştırma yapabilir, duruşmada hazır bulunabilir ve görüş bildirebilir (4787 sayılı Kanun m. 5). Medeni Kanun çocuğun dinlenmesi için bir yaş sınırı yazmaz; uygulamada idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınması gerekli kabul edilir, nasıl alınacağına ise hâkim, gerektiğinde uzmanların da görüşünü alarak karar verir. Bu sürecin ayrıntıları için velayet davasında çocuğun dinlenmesi ve velayet davasında sosyal inceleme raporu yazılarına bakabilirsiniz.
Duruşmanın gizli yapılması ve çocuğun korunması
Boşanma davasında hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir (TMK m. 184/6). Çocuğun anlatımına dayanılacaksa ve içerik çocuğun mahremiyetini veya ebeveynlerle ilişkisini ilgilendiriyorsa, gizlilik talebi çocuğun korunması açısından düşünülebilir. Bu talebin kabul edilip edilmeyeceği hâkimin takdirindedir; ama istemek, çocuğun anlattıklarının dışarıya taşmasını sınırlamaya yardımcı olur.
Duruşmada çocuğun anlattıklarının tutanağa nasıl geçeceği de ebeveynler için önemlidir. Tutanak ve uzman raporları dosyanın parçasıdır; çocuğun söyledikleri dosyayı inceleyen ebeveynin eline geçebilir. Bu yüzden çocuğun anlattıklarının ileride karşı tarafın eline geçebileceğini hesaba katmak gerekir. Siz de çocuğun anlattıklarını sonradan “ne dediğine bakalım” diye sorgulamaktan kaçınmalısınız.
Boşanma sebebi ile velayet arasındaki fark
Çocuğun dinlenmesi iki farklı soru için gündeme gelebilir. Birincisi, boşanma sebebinin ispatı: şiddet, hakaret, ilgisizlik gibi olgular. Boşanmanın dayandığı olguların varlığına hâkim vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; tarafların ikrarı da hâkimi bağlamaz (TMK m. 184). İkincisi, velayet ve kişisel ilişkinin düzenlenmesi: bu soruda çocuğun yararı ve düşüncesi öne çıkar. Sebep tanıklarla ve belgelerle ispat edilebiliyorsa çocuğun yükü hafifler. Velayet için ise çocuğun görüşü uzman aracılığıyla alınabilir. İki soruyu birbirine karıştırıp çocuğu sebep ispatının aracı yapmak, çocuğa gereksiz bir sorumluluk yükler.
Tanıkla ispat konusunda genel bilgi için boşanma davasında tanık delili yazısı, velayet bakımından hangi tanıkların uygun olduğu için boşanma davasında velayet için tanıklar yazısı kullanılabilir.
Çocuk olayın tek görgü tanığıysa ne olur?
Bazı dosyalarda çocuk bizzat olayın tanığı olmuş olabilir: bir şiddet olayına şahit olmuş ya da evde yaşananları gören tek kişi olabilir. Bu durumda ebeveynler çocuğun ifadesini dosyaya taşımak isteyebilir. Hâkim bu durumda çocuğun bu yükü taşımaya uygun olup olmadığını tartabilir; gerekirse uzmandan görüş alınabilir. Çocuk baskı hissediyorsa, korkuyorsa ya da bir taraf lehine yönlendirilmişse, ifadesinin değeri düşer ve kendisi için zarar riski doğar.
Bu tür dosyalarda ceza veya koruma kararı ile ilgili ayrı süreçler de işleyebilir. Şiddetin çocuğun yanında yaşanması velayet bakımından başka bir tartışmadır; konuyu boşanma davasında çocukların önünde şiddet yazısında ele alıyoruz. Koruma kararı varken çocukla görüşme düzeni için boşanma davasında koruma kararı varken çocukla kişisel ilişki yazısına bakılabilir.
Ebeveynlerin yapması gerekenler ve kaçınması gerekenler
Çocuğun dinlenmesini gündeme getirmek isteyen ebeveyn için pratik ilkeler şunlardır:
- Dilekçede çocuğu tanık göstermek yerine, çocuğun görüşünün hâkim ve uzmanlar aracılığıyla alınmasını talep edin.
- Çocuğa, mahkemede ne söyleyeceğini öğretmeyin; ezberlenmiş cümleler uzmanların dikkatinden kaçmaz.
- Diğer ebeveyni çocuğun yanında kötülemeyin; bu tutum velayet değerlendirmesinde aleyhinize yorumlanabilir.
- Çocuğa “mahkeme senden ne soracak” diye sorgu yapmayın. Dinleme sonrasında da ona “ne söyledin” diye sormayın.
- Çocuğun hangi ebeveyni tercih ettiğini sorularla ortaya çıkarmaya çalışmayın.
- Çocuk konuşmak istemiyorsa bu isteğini saygıyla karşılayın.
Çocuğu diğer ebeveyne karşı yönlendirme sorunu daha geniş bir başlıktır; boşanmada ebeveyn yabancılaştırması nedir yazısı bu tabloyu açıklıyor.
Varsayımsal bir örnek
Varsayımsal bir örnek düşünelim: Dokuz yaşındaki bir çocuğun annesi, eşinin evde sık sık bağırdığını ve çocuğun bunu duyduğunu ileri sürüyor. Avukatına “çocuk olanları görüyor, tanık olarak dinletelim” diyor.
Böyle bir dosyada önce çocuğun gerçekten ifade verebilecek durumda olup olmadığı tartılır. Çocuk tarafın altsoyu olduğu için çekinme hakkını kullanabilir; yeminsiz dinleneceği için ifadesine ne kadar değer verileceği hâkimin takdirindedir. Anne çocuğu tanık göstermek yerine, mahkemeden çocuğun psikolog ya da pedagog eşliğinde görüşünün alınmasını isteyebilir; ayrıca komşu, akraba, öğretmen gibi tarafsız tanıklar ve varsa sağlık kayıtları gösterilebilir. Mahkemenin çocuğun görüşünü nasıl alacağı ve bu görüşe ne ağırlık vereceği önceden söylenemez.
Dinleme talebini dilekçede nasıl ifade etmeli?
Çocuğun görüşünün alınmasını isteyen ebeveyn, dilekçesinde çocuğu “tanık” olarak değil, “görüşünün hâkim ve uzman huzurunda alınması” şeklinde anlatabilir. Bu ifade, çocuğun bir tarafın lehine ifade vermeye çağrıldığı izlenimini engeller. Talebin yanında, çocuğun yaşını, okulunu ve dinlenmesinin neden gerekli olduğunu kısaca açıklamak yeterlidir. Mahkemenin nasıl bir yöntem izleyeceğini hâkim ve uzmanlar belirler.
Dinleme sonrası çocuğun desteklenmesi
Çocuğun dinlenmesi bittikten sonra evde yaşananlar, hukuki sürecin kendisi kadar önemlidir. Çocuğa “iyi yaptın” ya da “yanlış yaptın” demeden, sadece yanında olduğunuzu hissettirmeniz yeterlidir. Çocuk dinleme sonrasında huzursuz, içine kapanık ya da uykusuz kalıyorsa, okul rehberlik servisine veya bir çocuk psikoloğuna başvurmak mantıklıdır. Ayrıca mahkemeden bu desteğin süreçte yer alması istenebilir; psikolog ve pedagog raporlarının rolü için boşanma davasında çocuk psikolog ve pedagog raporu yazısına bakabilirsiniz.
Sık yapılan hatalar
- Çocuğu tanık listesine yazmak ve bunun çocuğa ne yaşatacağını düşünmemek.
- Çocuğa duruşma öncesi “doğruyu söyle, ama şunu da söyle” demek.
- Çocuğun görüşünü tek başına kararı belirleyen unsur saymak.
- Çocuğa gizlice ses kaydı yaptırmak ya da çocuğun telefonundaki yazışmaları izinsiz alıp dosyaya koymak; hukuka aykırı elde edilen delil dikkate alınamaz (HMK m. 189/2) ve çocuk sürecin aracı hâline gelir.
- Çocuk konuşmak istemediğinde baskı yapmak.
Çocuğunuzun dinlenmesiyle ilgili durumunuzu değerlendirmek
Çocuğun dinlenmesi, boşanma dosyasında en hassas başlıklardan biridir. Çocuğun yaşı, olayla bağı ve ebeveynlerle ilişkisi dosyadan dosyaya değişir. Bu nedenle genel bir cevap yerine kendi durumunuza göre yol seçmek gerekir. Durumunuzu anlatmak isterseniz telefonla arayabilir ya da WhatsApp’tan yazabilirsiniz; iletişim sayfasında bilgiler yer alıyor. Velayet sürecinin genel çerçevesi için velayet davası nasıl açılır yazısına, bu alandaki diğer konular için aile hukuku sayfasına bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Çocuğumu boşanma davasında tanık olarak gösterebilir miyim?
Hukuken çocuk davanın tarafı olmadığı için tanık gösterilmesinin önünde kanunda mutlak bir engel yazmaz (HMK m. 240). Ancak çocuk tarafın altsoyudur ve tanıklıktan çekinebilir (HMK m. 248). Üstelik çocuğu tanık yapmak ona ağır bir yük bindirir. Uygulamada çocuğun tanık olarak değil, görüşünün alınması yoluyla dinlenmesi tercih edilir.
Çocuk hangi yaşta dinlenir?
Kanun belirli bir yaş sınırı yazmaz. Medeni Kanun, ana ve babaya önemli konularda çocuğun düşüncesini olabildiğince göz önünde tutma görevi yükler (TMK m. 339/3); uygulamada idrak çağındaki çocuğun velayet konusundaki görüşünün mahkemece alınması gerekli kabul edilmekte, nasıl dinleneceği ise hâkimin takdirine bırakılmaktadır. Çocuğun yaşı, olgunluğu ve konuyu kavrayış düzeyi, hâkimin ve uzmanların değerlendirmesinde belirleyicidir.
Çocuğa 'sen kiminle kalmak istersin' diye sorulur mu?
Bu tür kapalı ve seçime zorlayan sorular çocuğa yük bindirdiği için uzmanlar yönlendirmeden kaçınır. Çocuktan seçim yapması değil, günlük hayatını ve duygularını anlatması beklenir. Çocuğun görüşü önemlidir ama tek başına belirleyici sayılmaz.
Çocuğu hâkimin önüne çıkarmam gerekir mi?
Çocuğu kendi başınıza mahkemeye getirmeniz gerekmez; çocuğun nasıl dinleneceğine hâkim ve uzmanlar karar verir. Çocuğu duruşmaya getirip konuşturmaya çalışmak yararlı olmaz; yönlendirme izlenimi doğurabilir.
Dayanak mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 182, 184, 339
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189, 240, 247, 248, 250, 254, 257
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 5
Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?
Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.