Aile Hukuku ve Boşanma

Boşanmada Anne ve Baba Velayete Uygun Bulunmazsa Çocuk Kime Verilir?

Av. Berat Özkan 7 dk okuma

Boşanmada iki ebeveyn de velayet görevini yerine getiremiyorsa hâkim koruma önlemi alır, çocuğu aile yanına veya kuruma yerleştirir, vasi atanır.

Kısaca

  • İki ebeveynin de velayet görevini yerine getiremediği anlaşılırsa hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır (TMK m. 346).
  • Çocuk bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirilebilir; velayet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa vasi atanır (TMK m. 347, 348).
  • Velayetin kaldırılması ana ve babanın bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz (TMK m. 350).
  • Velayetin kaldırılmasını gerektiren sebep ortadan kalkmışsa hâkim velayeti geri verir (TMK m. 351).

Boşanma davasında anne ve babanın ikisi de velayet görevini yerine getiremeyecek durumdaysa hâkim çocuğu “en uygun olana” vermekle yetinmez; çocuğun korunması için Medeni Kanun’un koruma hükümlerini devreye sokar. Bu hükümler kademelidir: önce uygun önlemler, gerekirse çocuğun bir aile yanına veya kuruma yerleştirilmesi, en sonunda ise velayetin kaldırılarak çocuğa vasi atanması.

Velayet normalde kime bırakılır?

Başlangıç noktasını hatırlatalım. Ergin olmayan çocuk ana ve babasının velayeti altındadır; yasal sebep olmadıkça velayet ana ve babadan alınamaz (TMK m. 335). Evlilik sürerken velayet birlikte kullanılır; ortak hayata son verilmişse ya da ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim velayeti eşlerden birine verebilir. Boşanmada velayet çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir (m. 336).

Yani boşanma davasında hâkimin ilk işi iki ebeveynden birini seçmektir. Bu seçimde çocuğun menfaati ölçüt olur; ölçütlerin ayrıntısını velayet kime verilir yazısında anlattık. İki ebeveynin de çocuğa bakamayacağı ya da bakmasının çocuğa zarar vereceği anlaşılırsa tablo değişir; hâkim bu durumda velayeti birine bırakmak yerine çocuğun korunmasına yönelik hükümlere başvurur.

Hâkim önce hangi önlemleri alır?

  1. madde şöyle der: Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır. Kanun bu önlemleri tek tek saymaz; hâkim durumun gerektirdiği önlemi seçer. Bu önlemler, ebeveynlere belirli yükümlülükler getirmek, çocuğun sosyal hizmet veya eğitim desteğiyle takip edilmesini sağlamak, kişisel ilişkiyi gözetim altında düzenlemek gibi velayeti ortadan kaldırmayan tedbirler olabilir.

Önlemlerin kademeli oluşu önemlidir. Kanun 348. maddede velayetin kaldırılmasını açıkça “çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa” şartına bağlar. Yani önce daha hafif bir önlem denenir ya da yetersiz olacağı anlaşılırsa doğrudan ağır önlem uygulanır. Hâkim burada ebeveynleri cezalandırmak için değil, çocuğu korumak için karar verir.

Çocuk aile yanına ya da kuruma nasıl yerleştirilir?

  1. maddeye göre çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş hâlde kalırsa hâkim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir. Maddenin ikinci fıkrası ayrıca çocuğun aile içinde kalmasının ailenin huzurunu onlardan katlanmaları beklenemeyecek derecede bozması ve başka çare kalmaması durumunda, ana ve baba veya çocuğun istemi üzerine hâkimin aynı önlemleri alabileceğini söyler.

Kanunun “aile yanı” ifadesi, çocuğun uygun görülen bir aile ortamında yaşamasını anlatır. Bu ailenin çocuğun akrabaları olması gerektiği kanunda yazmaz; hâkim ve ilgili kurumlar çocuğun yararına en uygun ortamı seçer. Yakın akrabaların bu rolü üstlenmeye uygun olması çocuğun bağlarını koruması açısından değerlidir, ancak bu değerlendirme dosyaya göre yapılır. Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu önlemlerin gerektirdiği giderler Devletçe karşılanır; nafakaya ilişkin hükümler saklıdır.

Velayetin kaldırılması ne zaman gündeme gelir?

  1. madde, hâkimin iki hâlde velayetin kaldırılmasına karar vereceğini belirtir: ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi; ya da ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması. Bu sebepler kusurlu davranış gerektirmez; ağır hastalık ya da uzun süreli yokluk gibi kusursuz sebepler de kapsama girer.

Velayet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır. Kararda aksi belirtilmedikçe, velayetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsar. Bu son cümle önemlidir: Velayeti kaldırılan ebeveynin ileride doğacak çocukları için de kural olarak aynı sonuç geçerlidir; kararda aksi yazıp yazmadığına bakmak gerekir. Davanın şartları ve sonuçları için velayetin kaldırılması davası yazısına bakabilirsiniz; ilgisizlik temelli bir uyuşmazlık için ise çocuğa ilgisizlik ve velayetin kaldırılması başlığı yardımcı olur.

Vasi kim olur?

Velayet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır (TMK m. 404). Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir (m. 397); velayetin kaldırıldığını öğrenen mahkeme durumu ona bildirir. Vesayet makamı bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergini vasi olarak atar (m. 413). Haklı sebepler engel olmadıkça, vesayet makamı vesayet altına alınacak kişinin öncelikle eşini veya yakın hısımlarından birini, vasilik koşullarına sahip olmaları kaydıyla bu göreve atar; bu atamada yerleşim yerlerinin yakınlığı ve kişisel ilişkiler göz önünde tutulur (m. 414). Haklı sebepler engel olmadıkça, vasiliğe vesayet altına alınacak kişinin ya da ana veya babasının gösterdiği kimse atanır (m. 415).

Bu hükümlerin pratik sonucu şudur: Çocuğun büyükanne ve büyükbabası, amca, hala, dayı veya teyzesi gibi yakın hısımları, vasilik şartlarını taşıyorsa öncelikle düşünülür. Ancak bu bir hak değil, vesayet makamının takdirinde öncelik sırasıdır. Vasi olamayacak kişiler de 418. maddede sayılıdır: kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklılar veya haysiyetsiz hayat sürenler, menfaati çocuğun menfaatiyle önemli ölçüde çatışanlar ya da onunla aralarında düşmanlık bulunanlar ve ilgili vesayet dairelerinin hâkimleri. Vasinin görevleri için vasinin görev ve sorumlulukları yazısını, süreç için vesayet ve vasi atanması makalesini inceleyebilirsiniz.

Velayeti kaldırılan ebeveynin yükümlülükleri sürer mi?

  1. madde açık: Velayetin kaldırılması hâlinde ana ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri devam eder. Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu giderler Devletçe karşılanır. Yani velayet ile bakım borcu birbirinden ayrı kavramlardır. Velayeti kaybeden ebeveyn çocuğun masraflarına katılma yükümlülüğünden kurtulmaz. Bu konuyu velayeti kaldırılan ebeveynin bakım yükümlülüğü yazısında ayrıca anlatıyoruz.

  2. madde ise kalıcı olmayan bir sonuç öngörür. Durumun değişmesi hâlinde çocuğun korunmasına ilişkin önlemlerin yeni koşullara uydurulması gerekir. Velayetin kaldırılmasını gerektiren sebep ortadan kalkmışsa hâkim, resen veya ana ya da babanın istemi üzerine velayeti geri verir. Örneğin ağır bir hastalık nedeniyle kaldırılan velayet, hastalık iyileştiğinde yeniden verilebilir. Süreç için kaldırılan velayetin geri verilmesi yazısına bakabilirsiniz.

Varsayımsal örnek: iki ebeveynin de çalışamayacak durumda olduğu dosya

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Boşanma davasında anne ağır bir tedavi sürecinde, baba ise başka bir ülkede uzun süreli çalışıyor ve çocukla bağı kopmuş durumda. Çocuk şu an anneannesiyle yaşıyor. Hâkimin tartacağı soruların bir kısmı şunlardır: Annenin hastalığı geçici mi, kalıcı mı? Baba çocuğa ne zaman ve nasıl ilgi gösterdi? Çocuk anneannesiyle ne kadar süredir yaşıyor ve orada gelişimi nasıl? Önce hafif önlemler (bakım desteği, düzenli sosyal inceleme) yeterli olur mu, yoksa velayetin kaldırılması gerekir mi? Vasi atanacaksa kim bu görevi yerine getirebilir? Her biri dosyadaki belgelere ve uzman raporlarına bağlıdır. Hâkimin kararı bu bilgilerin bir bütün olarak değerlendirilmesiyle ortaya çıkar; baştan bir sonuç söylemek mümkün olmaz.

Sık yapılan hatalar

Birinci hata, velayeti kaldırılan ebeveynin nafaka borcunun da kalktığını düşünmektir; yukarıda belirtildiği gibi 350. madde bunun aksini söyler. İkinci hata, çocuğu fiilen bakan yakınların “velayet bizde” sanmasıdır; hukuken velayet ancak mahkeme kararıyla değişir, bakım hukuki bir yetki doğurmaz. Üçüncü hata, ebeveynlerin birbirini suçlamaya odaklanıp çocuğun ihtiyaçlarını gerçekçi biçimde ortaya koymamasıdır. Dördüncü hata, belgeleri geç sunmaktır; sağlık raporları, sosyal inceleme ve çocuğun gelişim kayıtları dosyanın omurgasını oluşturur. Beşinci hata, vasi atanma ihtimalinde ebeveynlerin güvendikleri kişiyi vesayet makamına göstermemesi ve çocuğa bakmaya hazır yakınların bunu bildirmemesidir; oysa vasiliğe, haklı sebepler engel olmadıkça, vesayet altına alınacak kişinin ya da ana veya babasının gösterdiği kimse atanır (m. 415).

Mahkeme bu kararı verirken hangi dosya unsurlarına bakar?

Velayetin kaldırılması gibi ağır bir sonuç, dosyada güçlü bir tablo gerektirir. Hâkim önce ebeveynlerin her birinin çocuğa bakım, ilgi ve gözetim kapasitesini araştırır. Bu araştırmada sosyal inceleme raporu, ebeveynlerin sağlık durumuna ilişkin belgeler, çalışma düzenleri, konut koşulları ve çocuğun mevcut yaşam düzeni dikkate alınır. Çocuğun şu anda kiminle ve nerede yaşadığı da önemli bir veridir; çünkü çocuk mevcut düzenine uyum sağlamışsa, bu düzenin korunması çocuğun yararı olarak değerlendirilebilir.

Kusurlu bir davranış olmaksızın da velayet görevi yerine getirilemeyebilir. Ağır bir hastalık, uzun süreli yurt dışında bulunma gibi sebepler, 348. maddenin ilk bendindeki “başka bir yerde bulunması veya benzeri sebepler” ifadesi kapsamında tartışılır. Bu hâllerde amaç ebeveyni cezalandırmak değil, çocuğun günlük bakımının güvence altına alınmasıdır. Dolayısıyla durum geçici ise hâkim, velayeti tümüyle kaldırmak yerine daha hafif bir önlemi tercih edebilir.

Ebeveynlerin kendi aralarında anlaşabildiği durumlarda çocuğun bir akrabanın yanında yaşaması konusunda uzlaşma da olabilir. Böyle bir uzlaşma hâkimi bağlamaz, ama çocuğun yaşamının sürekliliği bakımından önemli bir veridir. Mahkeme, çocuğun yaşı uygunsa görüşünü de alır; konuyu velayet davasında çocuğun dinlenmesi yazısında ayrıca ele alıyoruz.

Kısıtlı bir ergin çocuk söz konusuysa tablo farklıdır; hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe bu çocuklar ana ve babanın velayeti altında kalır (TMK m. 335/2). Çocuğun mal varlığı varsa, çocuk mallarının korunmasına ilişkin hükümler de ayrıca işler (m. 360, 361). Bu başlık için çocuğun mal varlığının yönetimi yazısına bakabilirsiniz.

Kendi dosyanız için nasıl bir yol izlenir?

Böyle bir dosyada çocuğun güvenliği ve düzeni ilk önceliktir; hukuki adımlar çocuğun mevcut durumuna göre planlanmalıdır. Ayrıntıları telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak anlatabilir, belgelerle birlikte değerlendirme yapabilirsiniz. İletişim sayfasında ulaşım bilgileri yer alıyor; genel çerçeve için aile hukuku sayfasına göz atabilirsiniz. Çocuğun korunmasına ilişkin hâkim önlemlerini çocuğun korunması için hâkimin alacağı önlemler yazısında daha ayrıntılı bulabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

İki ebeveyn de velayete uygun değilse çocuk otomatik olarak devlet korumasına mı alınır?

Hayır. Önce hâkim çocuğun korunması için uygun önlemleri değerlendirir. Diğer önlemlerden sonuç alınamazsa veya yetersiz olacağı anlaşılırsa velayetin kaldırılması gündeme gelir. Çocuğun nereye yerleştirileceği dosyadaki olgulara göre belirlenir.

Büyükanne ve büyükbaba çocuğun velayetini alabilir mi?

Velayet ana babaya aittir; velayet kaldırılırsa çocuğa vasi atanır. Vasi olarak yakın hısımlardan biri atanabilir, çünkü kanun vesayet makamının öncelikle eşi veya yakın hısımlardan birini atayacağını söyler. Bu atamada yerleşim yerlerinin yakınlığı ve kişisel ilişkiler gözetilir.

Velayeti kaldırılan ebeveyn nafaka ödemeye devam eder mi?

Evet. Velayetin kaldırılması hâlinde ana ve babanın çocuğun bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri devam eder. Ana, baba ve çocuğun ödeme gücü yoksa bu giderler Devletçe karşılanır.

Velayeti kaldırılan ebeveyn çocuğu yeniden alabilir mi?

Velayetin kaldırılmasını gerektiren sebep ortadan kalkmışsa hâkim, resen ya da ana veya babanın istemi üzerine velayeti geri verir. Bu karar için sebebin gerçekten ortadan kalktığının gösterilmesi gerekir.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 335, 336, 346, 347
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 348, 350, 351
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 360, 361, 397, 404, 413, 414, 415, 418
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler