Aile Hukuku ve Boşanma

Çocukların Yanında Eşi Aşağılamak Boşanma Davasında Kusur Sayılır mı?

Av. Berat Özkan 6 dk okuma

Çocukların yanında hakaret ve küçük düşürme boşanma davasında kusur sayılır mı? Onur kırıcı davranış ölçütü, ispat yolları, velayet ve tazminat etkisi.

Kısaca

  • Çocukların yanında eşe hakaret etmek ve onu küçük düşürmek, ağırlığına göre TMK m. 162 kapsamında onur kırıcı davranış ya da genel sebepte kusur olarak değerlendirilebilir.
  • Çocukların davranışa tanık olması, davranışın aleniliğini ve ağırlığını artıran bir etkendir.
  • Çocuk tanık olarak dinlenmesi istisnaî bir yoldur; ispat için çoğunlukla yazışma, kayıt ve yetişkin tanıklar tercih edilir.
  • Aşağılama davranışı velayet kararında doğrudan sonuç doğurmaz; hâkim çocuğun yararını bütün koşullarla birlikte değerlendirir.
  • TMK m. 162’ye dayanmak için sebebi öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde beş yıl içinde dava açılmalıdır.

Tartışma bazen çocukların uyuduğunu sandığınız bir saatte, bazen sofra başında, bazen okul çıkışında patlar. Hakaret edilir, bağırılır, küçük düşürülür ve çocuklar bunun tam ortasındadır. Boşanma davasında bu durum önemli bir olgudur: çocukların yanında eşi aşağılamak, davranışın ağırlığını ve aleniliğini artırdığı için kusur değerlendirmesinde belirleyici olabilir. Kanunda “çocuk önünde hakaret” diye ayrı bir sebep yoktur. Davranış, ağırlığına göre TMK m. 162’deki ağır derecede onur kırıcı davranışa ya da evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebinde (TMK m. 166/1) kusura dayanak olur. Hangi sebebe dayanılacağını olayın niteliği belirler.

Neden çocukların yanında yapılması farklıdır?

Aynı söz, kapalı kapılar ardında ve çocukların önünde söylendiğinde aynı ağırlığı taşımaz. Çocukların yanında yapılan hakaretin üç yönü vardır. Birincisi, aleniliktir: bir kişinin saygınlığı, en yakınındaki insanların gözünde zedelenir. İkincisi, çocuklar üzerindeki etkidir: anne ya da babanın aşağılandığını görmek, çocuğun huzuruna ve gelişimine zarar verebilir. Üçüncüsü, süreklilik riskidir: çocukların yanında alışkanlık hâline gelen aşağılama, evlilikte saygının kalmadığını gösterir.

Eşler, evlilik birliğinin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdür (TMK m. 185). Çocukların huzurunu bozan, eşi onların önünde küçük düşüren davranış, bu yükümlülükle bağdaşmayan bir tutum olarak tartışılabilir.

Hangi davranışlar kusur olarak değerlendirilebilir?

Kanun örnek saymadığı için burada kesin bir liste yoktur. Uygulamada şu davranışlar sık gündeme gelir: çocukların yanında eşe küfretmek, onu aşağılayıcı lakaplarla anmak, eşin ailesini ya da kişisel özelliklerini hedef almak, eşe fiziksel şiddet uygulamak, eşin elinden telefonunu ya da eşyasını çekip kırmak, çocuklara diğer ebeveyn hakkında kötüleyici sözler söylemek. Çocuğun diğer ebeveynine karşı kışkırtılması ya da onunla görüşmesinin engellenmesi ayrıca kusur olarak değerlendirilebilir.

Hakaret aynı zamanda suçtur (TCK m. 125); ancak boşanma davasında ceza davası açılmış olması şart değildir. Önemli olan, davranışın evliliği sürdürülemez kıldığı noktaya gelip gelmediğidir. Karşılıklı hakaret iddialarını boşanma davasında karşılıklı hakaret ve kusur yazısında, çocukların yanında yapılan şiddet için çocukların önünde şiddet yazısında ele aldık.

Hangi sebebe dayanılır?

Davranış yeterince ağırsa, yani eşin saygınlığını ciddi biçimde zedeliyorsa, TMK m. 162’deki “ağır derecede onur kırıcı davranış” gündeme gelir. Ağırlık eşiğini ağır derecede onur kırıcı davranış yazısında anlattık. Bu sebebe dayanıyorsanız, sebebi öğrenmenizden itibaren altı ay ve her hâlde olayın üzerinden beş yıl içinde dava açmalısınız; affeden eşin dava hakkı yoktur.

Davranış eşiği aşmıyorsa, ama tekrar eden aşağılamalar evliliği çekilmez kıldıysa, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi (TMK m. 166/1) uygun bir çerçeve sunar. Orada hâkim, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede bir sarsılma olup olmadığını araştırır ve tarafların kusurunu tartar. Bu sebep için kanunda hak düşürücü süre yoktur. Hakaret ve kusur arasındaki ilişki için eşe hakaret etmek yazısına bakabilirsiniz.

Çocukların yanında yapılan aşağılama nasıl ispatlanır?

Hâkim, TMK m. 184 uyarınca olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış saymaz ve delilleri serbestçe takdir eder. Çocukların yanında yapılan davranışın ispatında en çok zorlanılan nokta, olayın yalnızca çocukların huzurunda olmasıdır. Çocukların tanık olarak dinlenmesi, çocuğu taraflar arasındaki uyuşmazlığın içine çeken bir adımdır; bu nedenle ancak gerekli görülürse başvurulur. Çocuk dinlenecekse yaşı, gelişimi ve ruh sağlığı gözetilir. Konuya ilişkin boşanma davasında çocuğun tanık olarak dinlenmesi yazısını okuyabilirsiniz.

Bu nedenle çoğu zaman şu deliller tercih edilir: olayın hemen sonrasında yazılmış mesajlar, olayı duyan komşuların ya da akrabaların beyanı, evdeki güvenlik kamerası görüntüsü, olayın ardından alınan sağlık veya psikolojik destek kayıtları, okul rehberlik servisinin gözlemleri. Okul ve rehberlik kayıtlarının boşanma dosyasına getirilmesi hâkimin takdirindedir. Ses ya da görüntü kaydı alırken hukuka uygunluk sorununa dikkat edin; aleni olmayan bir konuşmayı diğer konuşanın rızası olmadan kaydetmek suç oluşturabilir (TCK m. 133) ve hukuka aykırı elde edilen delil mahkemece dikkate alınmaz (HMK m. 189/2). Ayrıntı için hukuka aykırı delil yazısına bakabilirsiniz.

Çocukların velayetine ve kişisel ilişkiye etkisi

Çocukların yanında eşi aşağılamak, velayet davasında tek başına sonucu belirleyen bir etken değildir. Velayet kararında esas ölçüt çocuğun yararıdır; hâkim, çocuğun yaşı, bakım ihtiyacı, ebeveynlerin çocukla ilişkisi, yaşam koşulları gibi birçok etkeni birlikte tartar. Çocuğun diğer ebeveyne karşı kışkırtılması ve o ebeveynle ilişkisinin zedelenmesi ise çocuk yararı açısından ayrıca ele alınır. Hâkim burada takdir yetkisine sahiptir; bu yüzden “bu davranış velayeti kesin olarak etkiler” gibi bir sonuç söylenemez.

Boşanma davası açıldığında hâkim, davanın devamı süresince çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m. 169). Geçici önlemlerin kapsamını boşanma davasında geçici önlemler yazısında anlattık.

Çocuğu diğer ebeveyne karşı kışkırtmak

Eşi çocukların yanında aşağılamanın bir adım ötesi, çocuğa diğer ebeveyni kötülemek ve onunla ilişkisini zedelemektir. “Baban/annen seni sevmiyor”, “o yüzünden bu haldeyiz” gibi cümleler çocuğa duygusal yük bindirir. Hâkim bu tür davranışı, çocuğun yararına aykırı bir tutum olarak değerlendirir; hem kusur dağılımında hem de kişisel ilişki düzenlenirken göz önüne alabilir. Yine de bu değerlendirme olayın ağırlığına, tekrarına ve çocuğun yaşına bağlıdır. Kişisel ilişkinin nasıl kurulacağı için çocukla şahsi ilişki kurulması yazısına göz atabilirsiniz.

İspat açısından bu tür davranışlar, çocuğun davranışlarındaki değişim, okul gözlemleri, psikolojik destek kayıtları ve yakınların beyanlarıyla gösterilir. Fakat çocuğu psikolog ya da pedagog görüşmesine götürmek, çocuk üzerinde ek baskı yaratabileceğinden, bu adımı atmadan önce çocuğun ruh sağlığını düşünmek gerekir. Hâkim gerekli gördüğünde sosyal inceleme raporu ve pedagog görüşü isteyebilir.

Çocukların önünde kendi davranışınızı nasıl yönetirsiniz?

Boşanma sürecinde öfke yükseldiği için çocukların yanında kontrolü kaybetmek kolaylaşabilir. Dava sürerken kendi davranışınızın da incelenebileceğini unutmayın: karşı taraf size yönelik kayıtlar sunarak kusur dağılımını değiştirmeye çalışabilir. Çocukların yanında tartışmaktan kaçınmak, sakin kalmaya çalışmak ve olay çıktığında ortamı terk etmek hem çocukların yararına hem de dosyanızın sağlığına katkı yapar. Mümkünse konuşmaları yazılı kanaldan sürdürmek, tartışma çıkmasını azaltır ve ileride hukuki ispat gerektiğinde işinize yarar. Çocukların koruma ihtiyacı varsa, boşanma sürecinde alınabilecek tedbirleri boşanma sürecinde çocuğu koruyan 6284 tedbirleri yazısında bulabilirsiniz.

Varsayımsal bir örnek

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Çiftin on ve yedi yaşında iki çocuğu var. Eş, sofra başında diğerini iş durumu üzerinden aşağılıyor, “hiçbir işe yaramazsın” diyor, çocuklara “annenize bakın” diyerek alay ediyor. Bu tekrarlanan olaylar bir yıl boyunca sürüyor. Anne, yaşadıklarını kardeşine mesajla anlatıyor, bir kısmını sesli notlara kaydediyor. Büyük çocuk okul psikoloğuna sürekli üzgün olduğunu söylüyor.

Hâkim burada şunlara bakar: söylenen sözlerin niteliği, tekrar sıklığı, ispat durumu, çocukların davranıştan etkilenip etkilenmediği, annenin kaydının hukuka uygun alınıp alınmadığı. Sürekli davranışta altı aylık sürenin nasıl hesaplanacağı ayrıca tartışılır ve en son olayın tarihi önem taşır. Sonuç tahmin edilemez, ama yazışmaların, tanıkların ve okul kaydının varlığı dosyayı güçlendirir.

Boşanmanın mali sonuçları

Kusur dağılımı, tazminat ve nafaka taleplerinde önem taşır. Kusursuz ya da daha az kusurlu taraf maddi tazminat isteyebilir (TMK m. 174/1); kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf manevi tazminat talep edebilir (TMK m. 174/2). Yoksulluk nafakasını ise boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan taraf isteyebilir (TMK m. 175). Anayasa Mahkemesi Haziran 2026’da TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiştir; iptal hükmü kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek, bu süre içinde yasama düzenlemesi beklenmektedir. Kesinleşmiş nafaka kararları kendiliğinden kalkmaz. Manevi tazminatın ayrıntısı için boşanmada manevi tazminat yazısına bakabilirsiniz.

Sık yapılan hatalar

En sık hata, çocukları tanık yapmaya çalışmak ya da çocuğa diğer ebeveyn hakkında kötü konuşmaktır; bu, kendi kusurunuzu artırabilir. İkinci hata, hakaretlere aynı sertlikte karşılık vermektir. Karşılıklı hakaret kusuru dağıtır. Üçüncüsü, olayları yazılı kayda geçirmemektir. Dördüncüsü, çocukların karşısında olayı tekrar tekrar anlatarak onları taraf hâline getirmektir. Beşincisi, altı aylık süreyi ve af savunmasını düşünmemektir.

Dilekçede çocukların yanında yaşanan olaylar nasıl anlatılmalı?

Dilekçede “çocukların yanında sürekli hakaret ediyor” gibi genel bir ifade yerine, olayın tarihini, nerede yaşandığını, kullanılan sözleri ve çocukların o sırada nerede olduğunu yazmak daha etkilidir. Çocukların adlarını ve yaşlarını belirtmek, olayın çocuklara yansımasını göstermek yararlıdır; ancak çocukların yaşadığı sıkıntıyı abartmadan, gözlemlediğiniz davranışlarla anlatın. Hâkim abartılı anlatımı değil, doğrulanabilir olguları değerlendirir. Tanık listesinde çocukları değil, olaya şahit olan yetişkinleri göstermek de çoğu zaman daha sağlıklı bir tercihtir.

Çocuklarınızı koruyarak nasıl ilerlenir?

Çocukların yanında yaşanan aşağılamanın dava açısından nasıl değerlendirileceği, olayların sıklığına, ispat durumuna ve ailenin koşullarına bağlıdır. Durumunuzu telefonla arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak anlatabilirsiniz. İletişim sayfasından bize ulaşabilir, aile hukuku alanındaki çalışmalarımıza göz atabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Çocuklar yanında eşime hakaret etmek kusur sayılır mı?

Evet, kusur olarak değerlendirilebilir. Hakaretin çocukların yanında yapılması, çocuklara kötü örnek olması ve eşin saygınlığını zedelemesi nedeniyle ağırlığı artıran bir olgudur. Davranışın sıklığı, kullanılan sözler ve çocuklar üzerindeki etkisi birlikte tartılır.

Çocuğumu tanık olarak gösterebilir miyim?

Çocuğun taraflar arasındaki uyuşmazlığa sürüklenmesi istenmeyen bir durumdur. Hâkim çocuğu yaşı ve gelişimine göre dinleyip dinlemeyeceğine karar verir; çocuk koruma ilkesi öncelikli olur. Mümkünse yazışma, kayıt ve yetişkin tanıklarla ispat tercih edilir.

Çocuklara eşim hakkında kötü söz söylemek kusur olur mu?

Çocuğun diğer ebeveynine karşı kışkırtılması, çocuğun yararına aykırıdır ve kusur olarak değerlendirilebilir. Ayrıca kişisel ilişki ve velayet konusunda hâkimin değerlendirmesine konu olabilir.

Çocukların yanında aşağılama velayeti etkiler mi?

Velayet kararında esas ölçüt çocuğun yararıdır. Davranış, çocuğun içinde yaşadığı ortamı gösteren bir olgu olarak tartılır, ama tek başına sonucu belirlemez. Önceden bir tahmin yapmak mümkün değildir.

Karşılıklı hakaret varsa ne olur?

İki taraf da çocukların yanında birbirine hakaret etmişse kusur her ikisine de yüklenebilir. Kusur dağılımı tazminat ve nafaka taleplerini etkiler; bu yüzden olayları açık anlatmak gerekir.

Dayanak mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 162, 166, 169, 174, 175, 184, 185
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 125, 133
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189
Yasal uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Berat Özkan

Av. Berat Özkan

İstanbul Barosu · Şişli, İstanbul

Aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, kira, ticaret, idare ve tüketici hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkında

Aile Hukuku ve Boşanma konusunda destek mi gerekiyor?

Durumunuzu anlatın, size en geç 24 saat içinde dönüş yapalım. Görüşme büroda veya online yapılabilir; paylaştığınız bilgiler gizli tutulur.

Okumaya Devam Edin

İlgili makaleler